İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

İhtiyaçlarına göre, sana özel ürünleri görmek için Teste Başla

Zayıflamakistiyorsun ?

Yağ Yakmak

Kas gelişimini hızlandırmak mıistiyorsun ?

Kas Gelişimi

Kilo ve Hacim mi kazanmak istiyorsun ?

Kilo ve Hacim

Yeni mibaşlıyorsun ?

Başlangıç

Geliştirme aşamasında mısın ?

Orta

Daha fazlasını mı istiyorsun ?

İleri

İhtiyaçlarına göre, sana özel ürünleri görmek için

Ürünleri Getir

Kolajenin Faydaları ve Çeşitleri Nelerdir?

Yazar: Diyetisyen Merve Doyranlı

Kolajen (collagen), karakteristik eksenel periyodik yapıya sahip olan çok uzun fibriller olarak hayvansal dokularda en fazla bulunan maddedir. Bu “mikrofibriler yapı” kolajeni oluşturan yapıdır. Vücutta en çok bulunan protein olması dolayısıyla kolajen bizler için önem taşır. Eklem, tendon ve cilt denildiğinde akla ilk geren proteindir. Kolajen faydaları ile günümüzde oldukça popülerleşmiştir.

Kolajen Nedir?

Kolajen vücudumuzda en çok bulunan proteindir. Kolajenin birçok çeşidi vardır. Kaslar, kemikler, deri, kan damarları, sindirim sistemi ve tendonlarda bulunur. Ölü cilt hücrelerini değiştirerek cildimizin sağlamlığını ve elastikiyetini artırmaya yardımcı olur. Eklemlerimiz ve tendonlarımız söz konusu olduğunda, en basit ifadeyle, vücudu bir arada tutmaya yardımcı olan yapıştırıcı görevi görmektedir.

Kıkırdak, eklem, cilt ve kemikler için önemli kolajen nedir, faydaları nelerdir, tip 1 ve tip 2 kollagen nedir inceleyebilirsiniz.

Kolajenin Faydaları Nelerdir?

Kolajenin faydaları biz yaşlanmaya başladıkça kendini daha çok gösterir. Vücudumuzun kolajen üretimi, yaşlandıkça doğal olarak yavaşlamaya başlar. Bu dejeneratif sürece, kırışıklıklar, ciltte sarkma, kıkırdağın azalması ya da kıkırdağın azalması sonucu oluşan eklem ağrıları gibi yaşlanma belirtileri eklenir. Yaşlanmanın dışında diğer yaşam tarzı faktörleri de (şeker içeriği yüksek beslenme, sigara ve yüksek miktarda güneşe maruz kalma gibi) kolajen düzeylerinin azalmasına neden olur. Kolajen ile ilişkili olarak vücutta meydana gelen sorunların en yaygın haliyle; genetik faktörler, kolajen açısından yetersiz beslenme, besinsel eksiklikler ve kolajenin üretimini etkileyen sindirim problemlerinin bir kombinasyonundan ortaya çıktığı bulunmuştur.

1. Cilt, Saç Sağlığı ve Kolajen 

Yaşlandıkça kolajen üretimi azalır. Fiziksel olarak fark edeceksiniz: daha gevşek bir cilt, daha fazla kırışıklık ve daha az esneklik. Artan kolajen seviyeleri cildinizin daha güçlü görünmesine, pürüzsüzlüğün artmasına yardımcı olur ve cilt hücrelerinizin normal şekilde yenilenmesine ve onarılmasına yardımcı olur.

Kolajenin yaşlanma karşıtı özelliklerini araştıran çift-kör, plasebo kontrollü çalışmalar, 35-55 yaş arası kadınlar arasında, sekiz hafta boyunca günde bir kez kullanılan 2,5-5 gram kollajen hidrolizatın, cildin elastikiyetini, cildin nemini, transepidermal su kaybını önemli ölçüde iyileştirdiği bulunmuştur. Kolajen ayrıca selülit ve ameliyat izlerini azaltır (1).

2. Eklemler ve Kolajen

Vücutta kolajen azaldığında tendonlarımız ve ligamentlerimiz daha az hareket ederek sertleşir ve şişerler. Kemikleri tutan jel benzeri yapısıyla kolajen; kayma sayesinde hareket etmemizi sağlar (2). Eklemlerinizin daha kolay hareket etmesine yardımcı olur, genellikle yaşlanma ile ilişkili ağrıyı azaltır ve eklemde bozulma riskini azaltır (2,3).

Son zamanlarda yapılan bir çalışmanın, kolajenin, osteoartrit ve diğer eklem ağrıları ve bozukluklarının tedavisinde etkili bir tedavi olduğunu bile bilmesi şaşırtıcı değildir (4).

Harvard’daki Beth Israel Deaconess Tıp Merkezi'nde yapılan bir araştırmada, tip 2 kolajen ile takviye etmenin, romatoid artritli hastaların, hassas eklemlerde şişmeyi azaltarak ağrılı semptomlardan kurtulmalarına yardımcı olduğunu bulmuştur (5).

Uluslararası Tıp Bilimleri Dergisi'nde yayınlanan bir başka çalışma, tip 2 kolajen ile tedavi edilen osteoartrit eklem ağrısı olan kişilerin, merdiven çıkma veya uyku gibi günlük aktivitelerde önemli artışlar ve bunların kalitesinde genel bir iyileşme gösterdiğini ortaya koymuştur (6). 

3. Sindirim ve Kolajen

Zararlı toksinlerin sindirim sisteminden geçebileceği bir durumda, kolajen çok yararlı olabilmektedir. Kolajen proteinlerin parçalanmasına yardımcı olur ve bağırsaklarınızın astarını rahatlatır. Hasar görmüş hücre duvarlarını iyileştirir ve iyileştirici amino asitleri ile infüze eder. Daha fazla kolajen tüketmenin en büyük sindirimsel faydası, bağ dokusunun oluşmasına yardımcı olması ve dolayısıyla gastrointestinal sistemin koruyucu kaplamasını mühürlemesi ve iyileştirmesidir. Bugün, birçok hastalığın aslında sağlıksız bir bağırsaktan kaynaklanan iltihap ya da tahrişten kaynaklandığını bilmekteyiz. Yapılan çalışmalarda irritabl bağırsak sendromu olan kişilerde serum kolajen seviyelerinin düşük olduğu tespit edilmiştir Çünkü kolajendeki aminoasit, GİS ve kolonda yapım reaksiyonlarına katılır (7). 

4. Metabolizma, Kas Kütlesi ve Enerji Çıktısı

Vücutta kolajen miktarındaki artış, vücudunuza yağsız kas kütlesi ekleyerek ve temel besinlerin dönüştürülmesine yardımcı olarak metabolizma hızını artırmaya yardımcı olur. Kas kütlesinin korunması, postürü ve kemik sağlığını desteklemeye yardımcı olur. Yağdan daha fazla kalori yakar.

Kolajeni tüketirken, vücudunuzun kolajeni kullanılabilir bir proteine dönüştürebilmesini sağlamak için C vitamini tüketmeniz gerekmektedir.

Buna ek olarak, arjininin, kas dokusunu tamir etmek, yaraları iyileştirmek, doku israfını azaltmak, metabolizmayı hızlandırmak ve uygun büyüme ve gelişmeye yardımcı olmak için önemli olan diğer amino asitlerden protein üretme kabiliyetini arttırdığı bulunmuştur. Ayrıca glutamin de birçok kimyasalın sentezlenmesini kolaylaştırarak yeterli enerjinin korunmasına yardımcı olur. Bu amino asit, karbon ve azot da dahil olmak üzere hücrelerimize “yakıt” sağlar. 

5. Saçların ve Dişlerin Güçlenmesi

Kolajen proteini; tırnak, saç ve dişlerin yapı taşıdır. Diyete kolajen eklemek, tırnaklarınızın güçlü ve muhtemelen saç dökülmesinin belirtilerini tersine çevirmesine yardımcı olabilir. 2015 yılında Journal of Investigative Dermatology'de yayınlanan bir araştırmada, “hücre dışı matriks (ECM) ve saç folikül rejenerasyonu arasında önemli bir ilişki bulunduğunu ve bunun da, kolajenin saç dökülmesi ve ciltle ilgili diğer sorunlar için potansiyel bir terapötik hedef olabileceğini gösterdiği” belirtilmiştir (8). 

6. Karaciğer ve Kolajen

Vücudunuzu zararlı maddelerden arındırmak, kan akışını iyileştirmek ve kalbi genç tutmak için kolajen son derece faydalıdır. Çünkü glisin, yabancı maddeleri, toksinleri veya içinden geçmemesi gereken alkolleri emerek karaciğerin zarar görmesini en aza indirmeye yardımcı olur.

7. Kardiyovasküler Sağlık

Bir amino asit olan prolin, atardamar duvarlarının kan dolaşımındaki yağ birikimini serbest bırakmasına, arterlerdeki yağın küçülmesine ve yağ birikiminin en aza indirgenmesine yardımcı olur. Eklemler ve arterler içinde doku onarımı için prolin gereklidir, ayrıca kan basıncını kontrol etmeye yardımcı olur. Eklemlerde bulunan kolajenin bir parçası olarak, bedenlerimizi titreşim veya şok etkilerinden korur ve yaşlandıkça değerli kıkırdak tutunmamıza yardımcı olur.  Ayrıca, arterosklerozun önlenmesiyle (atardamarların sertleşmesi) bağlantılıdır. Çünkü atardamarlarımızda plak oluşumunun temizlenmesine yardımcı olur (9).

Kolajen Çeşitleri ve Kaynakları

İnsan vücudunda en az 16 farklı kolajen çeşidi vardır. Bunlar kolajen tip 1, 2, 3, 5 ve 10'u içerir. Bununla birlikte, kolajenin büyük bir çoğunluğu (yüzde 80 ila yüzde 90 arasında) 1, 2 ve 3. tiplerden oluşur (10). Özellikle Tip 1 kolajen vücudun yaklaşık yüzde 90'ını oluşturur. Bazı bulgulara göre vücudun kaynağıdır (11).  

En Yaygın Bulunan Kolajen Tipleri

Bazı gıdalarda bulunan farklı kolajen türleri vardır veya kolajen ürünleri ve takviyeleri oluşturmak için kullanılır (12).

Tip 1 Kolajen

Bu tip, şu ana kadar insan vücudunda en bol olan ve en güçlü kolajen türü olarak kabul edilir. Tendon, ligament, organ ve deri (dermis) dahil olmak üzere vücudun bazı kısımlarını oluşturan eozinofilik liflerden oluşur. Tip 1 kolajen ayrıca kemikleri oluşturmaya yardımcı olur ve GI yolu içinde bulunabilir. Yara iyileşmesi, cildin gergin ve elastik kaliteyi vermesi ve dokuları bir arada tutması çok önemlidir.

Tip 2 Kolajen

Tip 2 kolajen öncelikle bağ dokularında bulunan kıkırdak yapımına yardımcı olur. Eklemlerin sağlığı tip 2 kolajenden yapılan kıkırdağa dayanır. Bu nedenle yaş ile ilişkili eklem ağrısı veya çeşitli artrit belirtileri önlemek için yararlıdır.

Tip 3 Kolajen

Tip 3 kolajen retiküler liflerden, organlarımızı ve cildimizi oluşturan ekstraselüler matriksin ana bileşenlerinden oluşur. Genellikle tip 1 ile beraber bulunur ve cilde esnekliğini ve sıkılığını verir. Aynı zamanda kalp içinde kan damarlarını ve dokuları oluşturur. Bu nedenlerle, tip 3 kolajen eksikliği, belirli hayvan çalışmalarından elde edilen sonuçlara göre rüptüre olmuş kan damarlarını artırmıştır (13).

Tip 4 Kolajen

Tip 4 kolajen, organları, kasları ve yağları çevreleyen, doku oluşturan endotelyal hücrelerde bulunan bazal laminayı oluşturmada önemli bir işe sahiptir. Bazal lamina çeşitli sinir ve kan damarı fonksiyonları için gereklidir. Sindirim organlarımızın ve solunum yüzeylerinin çoğunluğunu oluştururlar. Bazal lamina, cilt / dokunun üst tabakası ve en derin tabaka arasındaki boşluklarda bulunabilir. Üstündeki doku için yastık / dolgu sağlayan ince bir jel benzeri sıvı tabakasıdır.

Tip 5 Kolajen

Tip 5 kollejen plasentalarda, saç telleri ve dokularda bulunan ve bunların yanı sıra hücrelerin yüzeyini oluşturmak için gereklidir (hamilelik sırasında rahim içinde gelişen organ, büyüyen bebeğe oksijen ve besin sağlar ve atıkları temizler) (14).

Tip 10 Kolajen

Tip 10 kolajen, yeni kemik oluşumu ve eklem kıkırdağının oluşmasına yardımcı olur. Bu, memelilerde kemik dokusunun nasıl oluştuğu endokondral kemikleşme sürecine dahil olur. Kemik kırığı iyileşmesi ve sinovyal eklemlerin onarılmasında yararlı olduğu bulunmuştur (15). 

“Kolajen nedir, ne işe yarar?” detaylı bilgi için bu makaleyi de inceleyebilirsiniz.

Kolajenin Beslenme Üstündeki Etkisi

Kolajen genellikle “karmaşık bir protein” olarak adlandırılır ve şaşırtıcı bir şekilde 19 farklı amino asit içerdiği düşünüldüğünde şaşırtıcı değildir. Bunlar, hem koşulsuz (hem de koşullu olarak da adlandırılır) ve temel türlerin bir karışımını içerir. Kolajen, arginin, glutamin, glisin ve prolin gibi daha şartlı amino asitler elde etmenin özellikle harika bir yoludur.

Kolajen, sıkı üçlü sarmalda birlikte sarılmış üç zincirden oluşur. Her zincir 1,400'ün üzerinde amino asit uzunluğundadır. Prolin ve glisin, kolajen zincirlerinde bulunan birincil amino asit türleridir. Hem prolin hem de glisin, hayvan etlerinde bol miktarda bulunmayan iki önemli amino asittir.

Normal şartlar altında vücudunuz tarafından üretilir. Bununla birlikte, hasta olduğunuz zaman, çok fazla fiziksel veya duygusal stres altında olduğunuzda ise vücudunuz bu amino asitleri kendi başına üretemeyebilir. Bu durumda diyete önem verilebilir ve kolajen desteği ürünlerinden yardım alınabilir. 

Kolajen destek ürünleri hakkında bilmeniz gereken 10 maddeyi bu makaleyi okuyarak öğrenebilirsiniz. 

Sonuç olarak,

C vitamini, manganez, bakır, prolin gibi vücutta kolajen oluşumunu ve kullanımını destekleyen birçok faktör olduğunu unutmamak gerekir. Kolajenin vücutta aktif hale getirilmesi için, ek olarak her zaman bir amino asit ve C vitamini kaynağı ile takviyeyi almak veya emilimin ve yararlılığın sağlanması için takviyenizin bu aktifleştirici besin maddelerini içermesini sağlamak gerekir.

Buna ek olarak, kemik sıvıları ve takviyeleri sayesinde vücudunuzu içten dışa doğru geliştirirsiniz.

Son olarak, belirli gıdaların (özellikle amino asitlerce zengin olan) kolajen gelişimini diğerlerinden daha fazla artırmaktadır. Yumurta, kümes hayvanları, balık ve süt gibi hayvansal ürünler kolajen oluşumunu hızlandırabilir. 

 Kolajen içeren gıdalar listesinin tamamını öğrenmek için bu makaleyi okuyabilirsiniz.

Paylaş
FIT TEST

İhtiyacın Olanı Biz Biliyoruz! Sen de Öğrenmek İstersen

HEMEN TESTE BAŞLA

disclaimer

Mobil görünüm için tıklayın.
Top